GİRİŞ
Evrim
senaryosunun iddialarından biri de kuşları kapsamaktadır.
Bu senaryoya göre sudaki canlılardan -amfibiyenlerden-
bir kısmı sürüngenlere dönüşüp tam bir kara hayvanı
haline gelmiştir. Bu canlılardan bir kısmı da kuşlar
grubunu oluşturmuşlardır.
Evrimci
iddialara göre kuşlar, günümüzden yaklaşık 150-200 milyon
yıl önce, sözde sürüngen atalarından türemişlerdir.
Kuş adayı olan bu hayali canlılar, tam birer kuş olana
kadar aşama aşama yeni özellikler kazanmışlardır. Dolayısıyla
uçma yeteneği de senaryo gereği aşama aşama bugünkü
mükemmel halini almıştır. Ancak evrimcilerin yaşadıklarını
varsaydıkları yarı kuş-yarı sürüngen canlıların izine
-1.5 asırdır süren çabalara rağmen- hiçbir yerde rastlanmamıştır.
Yeryüzü katmanlarında yarısı pul yarısı tüy kaplı derileri
olan ya da tek kanatlı veya yarım kanatlı ara geçiş
formlarına rastlanmadığı gibi, iddiaların tersine sadece
mükemmel yapılardaki, kusursuz, tam canlılara ait fosiller
bulunmuştur.
Elbette ki bu durum evrimcilerin iddiaları açısından
son derece düşündürücüdür. Çünkü bu bilim dışı hikayeyi
doğrulayan hiçbir delil olmamasına rağmen, evrimciler
bu iddialarını ısrarla sürdürürler; bir gün bu hayallerinin
gerçek olacağı umudunu taşırlar. Evrimcilerin bir türlü
gerçekleşmeyen hayallerine destek sağlama çabaları,
ilerleyen bölümlerde detaylı olarak değineceğimiz çarpıtmalardan,
taraflı yorumlardan öteye gidememiştir.
Yeryüzünde on binden fazla kuş türü yaşamaktadır. Bu
kuşların her biri birbirinden farklı özelliklere sahiptir.
Şahinin keskin gözleri, geniş kanatları ve sivri pençeleri
vardır. Yüzlerce metre yükseklikte süzülürken, yukarıdan
yavru bir tavşanı fark edebilecek kadar keskin gözlere
sahiptir.

Yeryüzünde on binden fazla kuş türü yaşamaktadır.
Bu kuşların her biri birbirinden farklı özelliklere
sahiptir. Baykuşlar, papağanlar, ağaçkakanlar,
alakargalar, sinek kuşları...
Bu kuşların her biri, Allah'ın yaratma sanatının
örneklerindendir ve sahip oldukları özelliklerle
Allah'ın sonsuz ilmini sergilemektedirler. |
Birkaç yüz gramlık yağmur kuşları, her yıl kışı geçirmek
üzere 4.000 kilometrelik yolu 88 saat boyunca kanat
çırparak ve okyanus üzerinde rotalarını şaşırmadan katederler.
Papağanlar ses taklidi yetenekleri ile en zeki birkaç
canlıdan biridir. Papağanlar, çok farklı bir ses organı
anatomileri olduğu halde -örneğin dişleri ve dudakları
olmamasına rağmen- insanların çıkardığı seslere çok
benzer sesler çıkarabilmektedirler.
Bilinen en küçük kuş olan sinek kuşu, uzun gagasıyla
çiçek nektarları ve çiçeklerin içinde bulunan küçük
böceklerle beslenebilir. Besin alabilmek için çiçeğin
önünde havada asılı olarak kalması gerekir ve sahip
olduğu özel yaratılışla bunu yapabilen tek kuş sinek kuşudur.
Baykuş ise ince ama keskin olmayan tüylerindeki özel
yaratılış sayesinde, geceleri yaptığı av uçuşları sırasında
tam bir sessizlik elde eder. Bugün baykuşun kanatları,
hava türbülansını -gürültüyü- engellemesiyle bilim adamlarının
taklit etmeye çalıştıkları tasarımlar arasında yerini
almıştır.
3.5 metrelik kanatları ile en uzun kanat sahibi olan
albatroslar yaşamlarının %92'sini açık denizlerde geçirirler
ve neredeyse hiç karaya inmezler. Albatrosların çok
uzun süre hiç durmadan uçabilmeleri ise, kanatlarını
olabildiğince geniş açarak, kanat çırpmadan, hava akımlarını
kullanarak uçmalarıyla mümkün olur.
Alakargalar topladıkları palamutları daha sonra kullanmak
üzere toprağa gömerler. Her yeri birbirine benzeyen
bir ormanın içinde 9 ay geçtikten sonra bile, güçlü
hafızaları ile bu palamutları bulup ortaya çıkarabilmektedirler.
Kuşlar, yavrularıyla ilgilenme şekilleri, onlara olan
şefkatli tavırlarıyla da son derece dikkat çekicidirler.
Bazı kuşlar çok detaylı yuvalar yaparlar ve yuvanın
tasarımında pek çok koşulu göz önünde bulundururlar.
Örneğin deniz kenarında yaşayan kuşlar, yuvalarını batmayacak
şekilde ve buna uygun malzeme ile yaparlar; hatta su
yükseldiği takdirde yuva içindeki yavruların bundan
zarar görmemesini hesap ederler. Sazlık bölgelerde yaşayan
bazı kuşlar ise, yumurtaları rüzgarın etkisiyle düşmesin
diye yuvalarının duvarlarını yüksek yaparlar. Kuşların
ciltlerce kitap ile anlatılabilecek çeşitlilikteki birbirinden
farklı özel yuva tasarımları, akılcı davranışları, fedakarlıkları
akıl ve şuurdan yoksun bu canlılar için nasıl mümkün
olmaktadır?
Kuşların sahip oldukları özellikleri zaman içinde yavaş
yavaş kazanmış olmaları mümkün değildir, çünkü böyle
bir sürecin ara aşamalarında hayatta kalmaları mümkün
değildir. Nitekim evrimcilerin iddia ettikleri gibi
aşama aşama mükemmelleşen bir canlı yoktur; aksine farklı
canlı grupları, yeryüzü katmanlarında ilk belirdikleri
andan itibaren şu anki mükemmel halleriyle bulunmaktadır.
Bunlar, kuşların yaratıldığının bilimsel kanıtlarıdır.
Bu kanıtlar, insanlara Kuran'da öğretilen bir gerçeği
teyit etmektedir: Bu canlıları, sahip oldukları yeteneklerle
ve buna uygun tasarımlarla yaratan, herşeyin Yaratıcısı
olan Allah'tır. Kuran'da Allah "... O'nun, alnından
yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur..."
(Hud Suresi, 56) ayetiyle canlılar üzerindeki hakimiyetini
bildirmektedir.
Kuşlar da sahip oldukları kusursuz özellikleriyle göklerin
ve yerin Rabbi olan Allah'ın sanatının ve ilmininin
örneklerinden sadece birini sergilemektedir:
... Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin
tümünün mülkü Allah'ındır; dilediğini yaratır. Allah
herşeye güç yetirendir. (Maide Suresi, 17)
|